Çocuğumu psikoloğa götürmeli miyim? Dikkat isteyen işaretler ve ilk görüşmeye hazırlık

Ne zaman beklemek yeterli, ne zaman bir uzmana danışmak gerekir? Dikkat isteyen işaretler, çocuğa nasıl anlatılacağı ve ilk görüşmede neler olduğu.

Oyun odasında alçak bir masa, boya kalemleri ve karşılıklı iki küçük sandalye

Odada en sık duyduğum soru, aslında odaya gelmeden önce sorulan sorudur: “Gerek var mı, yoksa abartıyor muyuz?” Veliler çoğu zaman aylarca bu soruyla yaşar. Bir yanda “her çocuk böyle yapar, geçer” diyen akrabalar, öte yanda içten içe büyüyen bir huzursuzluk vardır. Aşağıdaki ölçütler o arada kalan veliler için. Kararı yine siz vereceksiniz; amaç neye bakacağınızı netleştirmek.

Gelişimin olağan parçası olan durumlar

Çocukluk dalgalı bir dönemdir. İki yaşında öfke nöbetleri, dört yaşında karanlık korkusu, yeni bir kardeş geldiğinde bir süre altını ıslatma, okul değişince birkaç hafta mızmızlanma… Bunların çoğu gelişimin olağan parçasıdır. Çocuk yeni bir beceri kazanırken ya da hayatında bir şey değişirken bir süre geriye gidebilir, sonra kendi dengesini bulur.

Taşınma, boşanma, bir yakının kaybı ya da hastanede geçen bir dönem gibi büyük olaylardan sonra da tepkiler görmek doğaldır. Çocuğun bu tepkileri göstermesi bir şeylerin bozulduğu anlamına gelmez; olanı sindirmeye çalıştığını gösterir. Bu dönemde evdeki düzenin korunması, çocuğun sorularına yaşına uygun ve dürüst yanıtlar verilmesi çoğu zaman yeterli olur.

Yine de “geçer” sözü bazen beklemeyi uzatan bir teselliye dönüşebilir. Bu yüzden davranışın kendisinden çok şu noktalara bakmak işe yarar: ne kadar sürdüğü, ne kadar yoğun olduğu ve çocuğun gündelik yaşamını ne ölçüde etkilediği.

Dikkat isteyen işaretler

Süre

Birkaç gün ya da birkaç hafta süren bir değişiklik çoğu zaman bir uyum tepkisidir. Aynı tablo aylarca sürüyor, hatta giderek artıyorsa durup bakmak gerekir. Kendinize şunu sorabilirsiniz: Bu davranışı ilk fark ettiğimden bu yana bir mevsim geçti mi, ve hâlâ aynı yerde mi duruyoruz?

Yoğunluk

Her çocuk öfkelenir. Ama öfke nöbetleri çocuğun ya da çevresindekilerin zarar göreceği kadar sert, uzun ve sık hâle geldiyse, yaşıtlarından belirgin biçimde ayrışıyorsa, bu bir işarettir. Aynı şey kaygı için de geçerli. Biraz çekingenlik olağandır; ama çocuk her yeni durumda donup kalıyor, karnı ağrıyor, ağlayarak geri çekiliyorsa yoğunluk artmış demektir.

Gündelik yaşam

En açıklayıcı ölçüt genellikle budur. Şu alanlara bakın:

  • Uyku: Uykuya dalmakta uzun süre zorlanma, sık kâbuslar, gece uyanıp yeniden uyuyamama.
  • Okul: Okula gitmeyi sürekli reddetme, öğretmenden gelen uyarıların artması, daha önce keyif aldığı derslerden kopma.
  • Arkadaşlık: Arkadaşlarından uzaklaşma, teneffüste yalnız kalma, oyuna katılmakta zorlanma ya da sık kavga.
  • İştah: Belirgin iştah kaybı ya da artışı, yemek saatlerinin sürekli bir gerginliğe dönüşmesi.

Bunlardan biri ya da birkaçı haftalardır sürüyorsa, bu tek başına “sorun büyük” anlamına gelmez. Ama bir uzmanla konuşmanın zamanı gelmiş olabilir.

Bazı durumlarda ise beklemek doğru olmaz. Çocuk kendine zarar veriyorsa, ölümle ya da kendine zarar vermekle ilgili sık konuşuyorsa, bir istismar şüphesi varsa ya da daha önce kazandığı becerileri hızla kaybediyorsa vakit kaybetmeden destek alın. Acil bir tehlike varsa 112’yi arayın.

Bir de sezgi var. Çocuğunuzu yakından tanıyan sizsiniz. “Bir şey değişti ama adını koyamıyorum” duygusu da başlı başına konuşmaya değer bir nedendir. Görüşmenin sonunda “şimdilik izleyelim” demek de geçerli bir sonuçtur; gelmek her zaman uzun bir süreç başlatmak anlamına gelmez.

Psikolog, psikiyatrist ve tanı meselesi

Veliler bazen “çocuğuma etiket konacak” korkusuyla gelmeyi erteliyor. Bunu netleştireyim: DEHB, otizm spektrum bozukluğu gibi tanıları çocuk ve ergen psikiyatristi koyar. Psikolog olarak benim işim çocuğu ve aileyi tanımak, gözlem ve görüşmelerle bir değerlendirme yapmak, uygun destek sürecini planlamak ve gerektiğinde sizi bir psikiyatriste ya da başka bir uzmana yönlendirmektir. Bazı durumlarda iki meslek birlikte çalışır; bu da olağan bir şeydir.

İlk görüşmeye nasıl hazırlanılır

Önce velilerle görüşüyorum

Benim çalışma biçimimde ilk görüşme çocuk olmadan, yalnızca velilerle yapılır. Mümkünse iki ebeveynin de gelmesini isterim; ayrı yaşıyorsanız ayrı ayrı görüşmek de mümkün. Bu görüşmede çocuğunuzun gelişim öyküsünü, ailenin gündelik düzenini, sizi kaygılandıran şeyin ne zaman başladığını ve şimdiye kadar neleri denediğinizi konuşuruz. Çocuğun yanında rahatça söyleyemeyeceğiniz şeyleri burada söyleyebilirsiniz. Şehir dışındaysanız ya da iş nedeniyle gelemiyorsanız veli görüşmesi online da yapılabilir.

Çocuğa nasıl anlatılır

Odada sık duyduğum bir başka soru: “Ona ne diyelim?” Önerim basit: Dürüst olun, ama ağır bir dil kullanmayın. “Doktora gidiyoruz” ya da “alışverişe çıkıyoruz” deyip çocuğu habersiz getirmek, ilk güveni baştan zedeler. Onun yerine yaşına uygun, kısa bir açıklama yeterlidir:

“Zeynep Hanım’ın oyuncaklarla dolu bir odası var. Çocuklar oraya oyun oynamaya ve içlerinden geçenleri anlatmaya gidiyor. Seni düzeltmeye değil, birlikte oyun oynayıp konuşmaya gidiyoruz.”

Daha büyük çocuklarla biraz daha açık konuşabilirsiniz: “Son zamanlarda sabahları çok zorlanıyorsun, biz de sana nasıl yardım edeceğimizi bilemiyoruz. Bu konularda çocuklarla çalışan biriyle konuşmak istiyoruz.” Çocuğu suçlayan cümlelerden kaçının. “Yaramazlık yaptığın için gidiyoruz” gibi bir açıklama, odaya girmeden kapıyı kapatır. Tutamayacağınız sözler de vermeyin. Bilmediğiniz hâlde “bir kere gideceğiz, sonra bitecek” demeyin.

Yanınızda ne getirebilirsiniz

  • Okuldan gelen raporlar, öğretmen görüşmelerinden aldığınız notlar, karne yorumları.
  • Gelişim notları: ilk adım, ilk kelimeler, tuvalet eğitimi gibi dönemlere dair hatırladıklarınız. Sağlık takip defteri varsa o da işe yarar.
  • Daha önce görüştüğünüz uzmanların raporları ya da değerlendirmeleri.
  • Kendi tuttuğunuz kısa notlar: Davranış ne zaman ortaya çıkıyor, ne olunca yatışıyor, hangi günler daha zor geçiyor.

Hepsinin eksiksiz olması gerekmez. Elinizde ne varsa getirin, gerisini konuşarak tamamlarız.

İlk görüşmede ne olur, ne olmaz

Veli görüşmesinden sonra çocukla tanışma seansları başlar. İlk seansta çocuk odayı keşfeder. Kum tepsisine, rafta duran minyatürlere, boyalara bakar. Bazıları hemen oynamaya başlar, bazıları uzun süre kapının yanında durur. İkisi de olağandır. Ben acele etmem, çocuğu bir şey yapmaya zorlamam. Küçük çocuklarda velinin ilk dakikalarda odada kalması gerekebilir; bunu da çocuğun hızına göre ayarlarız.

İlk görüşmede tanı konmaz, etiket verilmez. “Çocuğunuzda şu var” gibi bir cümle ilk gün kurulmaz, kurulmamalıdır da. Bir çocuğu tanımak birkaç seans sürer. Değerlendirme dönemi bittiğinde sizinle ayrı bir veli görüşmesi yaparız: Ne gözlemlediğimi, ne önerdiğimi ve bundan sonraki adımları birlikte konuşuruz. Bazen düzenli seanslar öneririm, bazen birkaç veli görüşmesi yeterli olur, bazen de başka bir uzmana yönlendiririm.

Süreç hakkında da baştan bir şey söyleyeyim: Kaç seans süreceğini ilk gün söyleyemem. Her çocuğun hızı farklıdır. Söyleyebileceğim şey, süreçte nerede olduğumuz konusunda sizi düzenli olarak bilgilendireceğimdir.

Karar vermeden önce

Hâlâ emin değilseniz bu da olağan. Bazı veliler gelip gelmeme kararını kısa bir telefon görüşmesinden sonra verir. İsterseniz ilk adım olarak ücretsiz 15 dakikalık bir tanışma görüşmesi yapabiliriz; telefonda ya da online. Durumu kısaca anlatırsınız, ben de sürecin nasıl işlediğini ve size uygun olup olmadığını açıkça söylerim.

Paylaş WhatsApp LinkedIn X Facebook
Yazar

Zeynep Aydın

Uzman Psikolog · Masal Çocuk ve Ergen Psikolojisi

Ege Üniversitesi psikoloji mezunu, gelişim psikolojisi yüksek lisansı. 2014’ten bu yana çocuklar, gençler ve aileleriyle çalışıyor; çocuk merkezli oyun terapisi ve kum tepsisi eğitimleri aldı.